Hayatta "işaretlere inananlar" vardır, bir de "algıda seçicilik"e...
Ben "işaretlere inananlar"danım.
Bazen yolda alelade yürürken, hiç beklenmedik bir köşeden, bir grup insanın "o şehir"den bahsettiğini duyar, şaşırırım. Sanki konuşulacak başka şey yokmuş gibi ya da ben oradan geçmek zorundaymışım gibi.
Bazen televizyonda elli tane kanalı gezip dolaşırken, pat diye karşıma "o şehir"den bir haber çıkar, şaşırırım. Sanki o kadar çok kanalda, o kadar program içinde bir tek "o şehir" varmış gibi.
Bazen etrafıma bakınırken, hiç alakası olmayan bir yerde "o isim"e rastlarım. Sanki o kadar isim içinde "o isim"den başkası yokmuş gibi.
Hele ki eskilerden bana ithaf edilmiş "o şarkı"yı duyarım umulmadık, her şeyden vazgeçtiğim bir anda. Sanki "o şarkı"dan başka şarkı yokmuş gibi.
"Umut fakirin ekmeği." Ben hiçbir anlamda fakir değilim ama ben de umut doluyum. Hakkım bu benim ve hakkım olandan vazgeçmiyorum.